Demirtaş, HDP’yi topa tuttu: “Nedensiz reddedildim”… Erkan Baş görüşmesini anlattı: “TİP, gerçeğe sırtını döndü”

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve dün aktif siyaseti bıraktığını duyuran eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hem partisine yönelik eleştirilerini, hem güncel siyaseti, hem de bundan sonra yapacaklarını açıkladı.

Demirtaş’ın bu kararı HDP içerisinde uzun zamandır çatışmalı bir süreç yaşandığını açığa çıkardı. HDP içerisinde çatışan taraflardan ‘Şahinler’in kazandığı şeklinde yorumlandı. ‘Şahinler’ genel olarak ‘Kürt milliyetçisi’ bir çizgi izliyor ve HDP’nin ‘halkların kardeşliği’ vb. ılımlı söylemlerine ve Türkiye partisi olma hedefine karşı çıkıyor.

İLGİLİ HABER: https://www.odatv4.com/guncel/sahinler-ve-guvercinler-birbirine-girdi-demirtas-cikisinin-sirri-krizin-perde-arkasi-2795736

İLGİLİ HABER: https://www.odatv4.com/guncel/yesil-sol-icin-ozelestiri-kandil-den-tip-le-ittifak-sonlandirilmali-hdp-icindeki-ulusalcilar-kim-25376412

Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“DAHA ÇOK OTORİTERLEŞME GÖRECEĞİZ”

Kılıçdaroğlu’nun seçilememesinin sonuçları ne olur?

Daha fazla otoriterleşen, yoksullaşan, kamplaşan, dışarıya daha da bağımlı bir Türkiye göreceğiz.

“KURTARICI DEĞİLİM”

Benim bir mucize formülüm yok, bir kurtarıcı da değilim ama tabanımızın önüne somut hedefler koyup kitleleri heyecanlandırarak ayağa kaldırmakta katkılarım olabilirdi. Cezaevinden ancak sosyal medya ve diğer medya aracılığıyla katkı sunabiliyorum. Bu da eksiklere, yetersizliklere yol açabiliyor. Biri de bunu sosyal medya fenomenliği olarak tanımlayabiliyor, sanki amacım buymuş ve elimde başka imkan varmış gibi!

“ÜSTÜN PERFORMANS BEKLEMEK HAKKIMIZ”

Popülist siyasetle HDP’nin ilkelerini görünmez hale getirdiğim eleştirilerine saygıyla yaklaşıyorum… Kendi açımdan bu saatten sonra zorlamanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Arkadaşlarım bunu ısrarla söylüyorlarsa bir bildikleri vardır ve artık kendilerinden üstün bir performans beklemek de hepimizin hakkıdır.

Aylar önce Genel Merkezimize, sonuçlar ne olursa olsun seçimlerden sonra aktif siyasi çalışma yürütmeyeceğimi belirtmiştim. Halen aynı düşüncedeyim… Partimize yönelik eleştiri ve önerilerim tümüyle iyi niyetli, yapıcı ve katkı sunma amaçlıdır. Hiç kimse, eleştirilerimi HDP’yi yıpratmak için kullanmaya kalkmasın. Ben HDP’liyim ve öyle de kalmaya devam edeceğim.

“HATA HDP ÇİZGİSİNDE DEĞİL, PRATİKTE”

Hata HDP çizgisinde değil, pratiktedir. Eleştiri HDP paradigmasına değil, yanlış uygulamalardadır. Vazgeçmemiz gereken de HDP değil eksiklerimiz, yanlışlarımızdır.

“14 MAYIS AKŞAMI HEM ÜZÜLDÜM, HEM ÖFKELENDİM”

Tam olarak o sonuçları beklemiyordum. Yeşil Sol Parti’yi de Kılıçdaroğlu’nu da daha yüksek bekliyordum. Sonuçlara hem üzüldüm hem de muhalefetin seçim akşamı verdiği dağınık görüntüye öfkelendim.

Kılıçdaroğlu seçimi kazandı aslında. Fakat başta hileler, sonra da yurt dışı oyları ve sonradan vatandaş yapılanların oyları gibi faktörler eklenince bu tarihi seçimi resmi olarak Erdoğan almış oldu. Yaşananların seçimle, demokrasiyle, halk iradesinin sonuçlara yansımasıyla uzaktan yakından ilgisi yok. Olanlar tümüyle bir operasyondu.

“MUHALEFET REJİMİ MEŞRULAŞTIRDI”

AKP devletin tüm olanaklarını yalan, iftira, karalama, baskı, engelleme için kullandı, sandıklarda şaibeli müdahaleler oldu. Son yedi yılı tam bir otoriterizmle geçirmiş Türkiye’de demokratik bir yarışın koşulları zaten yoktu. Dolayısıyla ortaya çıkan sonucun meşruiyeti hep tartışmalı olacak. Muhalefet, bu gerçeği bilmesine rağmen hep karşısında normal bir iktidar varmış gibi davranarak, rejimi meşrulaştırarak büyük hatalar yaptı. Yine, HDP’nin kriminalize edilmesini peşinen kabul ederek iktidarın değirmenine adeta su taşıdı.

“EMEK VE ÖZGÜRLÜK İTTİFAKI KAĞIT ÜSTÜNDE KALDI”

Son bir-iki ayda yapılacak seçim kampanyasıyla yedi yıllık toplumsal mühendislik operasyonunu alt etmek mümkün değil. Aslında halkın çoğunluğu değişimden yanaydı fakat bu değişim isteği bir toplumsal harekete dönüştürülemedi, siyasi partilere sıkıştırılıp oradan sonuç alınmak istendi.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nı aslında ayrı bir başlıkta ele almak gerekir. Kuruluş amacı, ilkeleri ve hedefleriyle heyecan verici olmasına rağmen, ne yazık ki kağıt üzerinde kaldı. Bazı bileşenler böyle bir ittifak yokmuş gibi ta başından beri ayrı davrandılar, ayrı çalıştılar. İş gidip gelip adaylıklara ve ayrı liste tartışmalarına kilitlendi. O süreçler de iyi yönetilemedi, hem motivasyon kaybına hem de çok değerli zamanların kaybına yol açtı.

“KENDİMİ SORUMLULUĞUN DIŞINDA TUTMUYORUM”

Bunca deneyimimize rağmen halen halk demokrasisini ve demokratik toplumu önemsememek teknik bir eksiklikten öte ideolojik sapmadır. Bunun sorumlusu da en başta parti yönetimidir. Seçim dönemi siyasetinin de zaaflarla dolu olduğunu düşündüğümüzde yönetimimiz ne yazık ki ciddi yetmezliklere düşmüştür. Bence tüm bu süreç için halka bir özür, özeleştiri borçları var. Ayrıca ben de kendimi bu sorumluluğun dışında tutmuyorum.

KONGRE ÇAĞRISI

Bu süreçten çıkarılacak derslerle yerelden başlayarak hızla büyük kongrenin toplanması ve yönetimde değişiklikle birlikte taze kana ihtiyaç olduğu kanaatindeyim. Gördüğüm kadarıyla halkımız da Eş Genel Başkanlar başta olmak üzere parti yönetiminden bu olgunluğu ve sorumluluğu bekliyor. Şu anda korumamız gereken şeyler, halkımızın örgütlü mücadelesi ve partimizdir.

“TİP GERÇEĞE SIRTINI DÖNMEYİ TERCİH ETTİ”

TİP’in kararı yanlıştı, halen yanlıştır. Devrimci, öncü siyasetin görevi kitlesini değiştirme, dönüştürme iddiasında ısrar etmektir. Erkan Baş’ın beni ziyaretinde de öncesinde de bu görüşlerimi kendilerine iletmiştim. “Kürtlerle yan yana durmazsak oy alabileceğimiz kesimler var” deyip alacağınız oylar, neyi ne kadar çözmeye ve dönüştürmeye yarar ki? Kürt sorunu trafik sorunu değil ki… Kürtleri ve Kürt halkının ulusal taleplerini ıskalayıp, görmezden gelip Türkiye’nin hangi sosyal, sınıfsal, siyasal soruna kalıcı çözüm üretebilirsiniz ki? TİP bunları en iyi bilen partilerden biri olmasına rağmen gerçeğe sırtını dönmeyi tercih etti. Yanlış yapıldı. Umarım bunun telafisi için herkes çok samimi bir çaba sarf eder, etmelidir.”

SİYASİ İTTİFAK DEĞİL MÜCADELE ORTAKLIĞI

Türk soluyla ittifaka yönelik eleştirilere Demirtaş şöyle yanıt verdi:

“HDP’nin sadece seçim dönemlerinde sosyalist partilerle ittifak arayışında olmaması gerekir. Mücadele birliği çok daha anlamlı ve önemli. Bundan sonra da siyasi ittifak yerine mücadele ortaklığı esas alınmalı. Seçim ittifakına sıkışan birliktelikler yarardan çok zarar getiriyor çünkü. HDP’de bileşen kotası, kontenjanı ve benzeri uygulamalara son verilmeli. Bu, HDP’li kimliğini oluşturmak için de gerekli. Tüm bileşenler mücadele birliği yapar, seçim zamanı da herkes ön seçime girer, Genel Merkezin az sayıda kotası olur, gerisi halk tarafından belirlenir. “

ADAY BELİRLEME

Elbette başarısızlığın nedenlerinden biri, yerelin yeterince gözetilmemesi. Aday belirleme yöntemiyle ilgili, Genel Merkez ile herhangi bir istişaremiz olmadı… Ön seçimle belirlenecek belediye başkanı ve milletvekili adayları, yerelin tercihi olacaklarından çok daha güçlü çalışmalar yürütürler. Şayet bu yöntem benimsenseydi bazı yerlerde daha fazla milletvekili çıkarabilirdik ama tamamen bambaşka bir sonuç olur muydu, onu bilmek mümkün değil.

“AKTİF POLİTİKAYI BU AŞAMADA BIRAKIYORUM”

Halkımız elinden gelenin fazlasını yaptı, biz etkili politikalar ve taktikler geliştiremedik. Samimi ve özlü bir özeleştiri vermek zorundayız. Ben kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum. Pratikteki çabalarımla bu eksiklikleri giderme sözü veriyorum. Ayrıca, bana yönelik yapıcı eleştirilere teşekkür ediyorum. Eleştirilerden yararlanmaya çalışacağım. Mücadeleyi cezaevinden her yoldaşım gibi dirençle sürdürürken, aktif politikayı bu aşamada bırakıyorum.

“İSTİFA ETMİYORUM”

Ben ne HDP’den ne de herhangi bir görevden istifa ediyorum. Güncel, aktüel siyasete müdahil olmayacağımı ve bu çerçevede aktif politikayı bıraktığımı belirtiyorum. Sevgili Seyhan Avşar’ın Halk TV internet sitesinde yaptığı habere dair de şunu belirtmem gerekir, kendisi işini yapmış ama haber kaynağı doğru bilgi aktarmadığı için ortaya yanlış bir haber çıkmış. HDP Genel Merkezi ile güvene dayalı bir yoldaşlık hukukumuz var. Eksiklerimiz, hatalarımız karşılıklı ve birbirimizi yoldaşça eleştirir, yola da birlikte devam ederiz.

“CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞINA HAZIR OLDUĞUMU BELİRTTİM, GEREKÇE SUNULMADAN REDDEDİLDİ”

Demirtaş, HDP yönetimine 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı adaylığı için hazır olduğunu söylediğini, ancak bunun parti yönetimi tarafından gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini aktardı.

HDP yönetimine “Seçimi ikinci tura bırakıp o aşamada demokratik hamlelerle daha fazla katkı sunabileceğimizi belirttim” dediğini aktaran Demirtaş, adaylığının partisinin oy oranında da artış yaratabileceğine dair düşüncelerini de paylaştığını sözlerine ekledi.

Siyasi yasağının olmadığını ancak YSK’nın kendi adaylığını reddetmesi durumunda daha sonra çıkarılacak adayın parti tabanı tarafından daha kolay sahiplenileceği önerisini sunduğunu belirten Demirtaş şöyle devam etti:

“Fakat bu önerim, herhangi bir gerekçe sunulmadan reddedildi. Gerekçesini halen bilmiyorum. Bu tartışmalar sürerken deprem oldu ve sonrasında aday çıkarmamaya doğru evrildi süreç. Bu karar da Genel Merkez ve ittifak bileşenlerince ortak alındı. Bana da öncesinde bilgi verildi, elbette bu kararın arkasında durduk.”

“ERDOĞAN AÇIKÇA ‘KÜRT DEMEK YERİNE ‘SELO’YU KULLANIYOR”

Erdoğan, direnen Kürt halkını hedef almanın bir yolu ve Kürt karşıtlığını kodlamanın bir yöntemi olarak “Selo”yu kullanıyor. Açıkça Kürt demek yerine Selo demiş oluyor yani. Erdoğan son üç seçimi de benim ismim üzerinden Kürtlere karşı bir karalama kampanyası şeklinde yürüttü.

Ben buradan kendisine, hak ettiği cevabı verme imkanına sahip değilim. Dışarıdaki arkadaşlarım ise son günlerdeki birkaç kısa tweet hariç, neredeyse hiç cevap vermediler. Bu gerçekten ilginç bir durum. Ancak Kürtler, Erdoğan’a hak ettiği cevabı fazlasıyla verdi.

SOYLU’NUN HÜDA PAR MESAJI: “HÜDA-PAR DEVLET APARATIDIR”

Süleyman Soylu devlet içi ve dışı tüm yapılara “HÜDA PAR’dan korkmayın, kendileri devletimizin aparatıdır, çekinmenize gerek yok” demeye getiriyor. HÜDA PAR’dan ürküp Erdoğan’a oy vermekten cayabilecek ulusalcı, milliyetçi, ırkçı çevrelere de garanti veriyordu aslında. Tabii aynı zamanda Kürt siyasal hareketine de açık bir tehdit mesajı göndermiş oluyor. 90’lı yıllardaki operasyonların 2023 versiyonuna hazırlandıklarını açıkça söylüyor ki bu da korkutma, sindirme amaçlı. Zaten uzun yıllardır Kürt coğrafyasında bürokrasiye HÜDA PAR yerleştiriliyor, devlet imkanları HÜDA PAR’in hizmetine veriliyor. AKP’nin yıprandığı için giremediği yerlere Kürt kimliği kullanılarak HÜDA PAR eliyle girilmeye çalışılıyor.

Bizim Kobani Kumpas Davası içeride tutulmamız da HÜDA PAR’a alan açmanın yol vermenin amaçlarından biri. Süleyman Soylu açıkça, HÜDA PAR’ın bir devlet aparatı olduğunu söylerken HÜDA PAR’dan buna itiraz gelmiyor.”

İLGİLİ HABER: https://www.odatv4.com/siyaset/soylu-dan-huda-par-cikisi-son-yillarin-en-stratejik-adimi–23897968

DEMİRTAŞ’IN KARARINA YÖNELİK TEPKİLER… AHMET TÜRK: “DOĞRU BULMUYORUM”

Ahmet Türk, Demirtaş’ın siyaseti bırakma kararını doğru bulmadığını söyledi.

10Haber’e değerlendirmede bulunan Türk, “Selahattin Bey başarılı bir politikacıydı. Genç ve dinamik bir arkadaşımız. Böyle bir karar beklemiyordum” dedi.

Demirtaş ile eleştirileri ve kararı ile ilgili konuşacağını ancak “Sesim yankılanıp bana geri dönüyor” eleştirisini “doğru bulmadığını” belirten Türk, “Partinin bir merkezi var, onlarla dayanışma içinde sürdürülmesi gerekiyor” dedi.

Türk, bununla birlikte Demirtaş’ın seçim sürecine dair eleştirilerine ise destek vererek “Örgütlü bir yapı yoktu. Parti içinde birçok genel merkez oluştu. Seçim sürecinde eksiklik vardı. Bu eksiklikler, adaylıklardan programa birçok yerdeydi. Kürt bölgelerindeki sonuçlar bunu gösteriyor. Bundan sonra halk konuşacaktır” diye konuştu.

TEMELLİ: “SİYASETTEN EMEKLİ OLUNMAZ”

Eski HDP Eş Genel Başkanı ve Yeşil Sol Parti Muş Milletvekili Sezai Temelli ise Demirtaş’ın kararıyla ilgili olarak, “Siyasetten emekli olunmaz. Dolayısıyla şu anki duygu haliyle böyle bir şey söylemiş. O siyaseti bırakmak istese de ne biz onu bırakırız ne de siyaset onu bırakır. Beraber siyaset yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Artı TV’ye konuşan Temelli, “Evet ortada bir başarısızlık var. Bu başarısızlığın yaratmış olduğu etkiler var. Bunun yaratmış olduğu bir duygu hali var ve bu duygu hali tabi ki hepimizi etkiliyor” diye konuştu ve ekledi:

“Buna bağlı olarak da açıklamalar yapıyoruz. Her şeyi anlamak için biraz zamana da ihtiyacımız var. Sahici, samimi, birbirimizi anlamaya yönelik bir eleştiri, özeleştiri sürecine ihtiyacımız olduğunu hepimiz söylüyoruz.”

Demirtaş’ın siyaseti bırakma açıklaması sonrası Twitter hesabından paylaşımda bulunan Londra Üniversitesi Oryantal ve Afrika Çalışmaları Okulu’ndan (SOAS) siyaset bilimci Karabekir Akkoyunlu ise şu yorumu yaptı:

“Erdoğan’ın kendine tehdit gördüğü iki siyasetçi var: Demirtaş ve İmamoğlu. O yüzden birincisi yıllardır hukuksuzca hapiste, ikincisi de yakında siyasi yasaklı olacak ve belki hapse girecek. Ama zaman bu iki genç adamın yanında. Türkiye siyasetini uzun vadede onlar şekillendirecek.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir